Kesik, AhmetYıldırım, Cumali2026-06-292026-06-29202511.02.2025https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsphttps://hdl.handle.net/11501/2783Doğu Akdeniz, son yıllarda keşfedilen enerji rezervleriyle uluslararası enerji politikalarının merkezine oturmuş ve bölgesel güç dengelerini şekillendiren önemli bir faktör haline gelmiştir. Bölgedeki hidrokarbon kaynakları, kıyıdaş devletler arasında ekonomik ve stratejik iş birliklerini teşvik ederken aynı zamanda deniz yetki alanları konusunda ciddi anlaşmazlıklara yol açmaktadır. Türkiye, Yunanistan ve İtalya, enerji güvenliği ve ekonomik çıkarlar doğrultusunda farklı politikalar benimseyerek, enerji diplomasisini bölgesel ve uluslararası ilişkilerinin önemli bir unsuru haline getirmiştir. Bu çalışma, Doğu Akdeniz'deki enerji rezervlerinin keşfiyle ortaya çıkan diplomatik, ekonomik ve hukuki süreçleri analiz etmektedir. Türkiye'nin enerji politikalarının bölgesel dinamiklerle nasıl şekillendiği ve Yunanistan ile İtalya gibi aktörlerle yaşanan diplomatik gerilimlerin yanı sıra iş birliği fırsatları değerlendirilmektedir. Ayrıca, uluslararası hukuk çerçevesinde deniz yetki alanları ve enerji kaynaklarının paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklar ele alınarak, enerji diplomasisinin bölgesel güvenlik ve ekonomik istikrar üzerindeki etkileri incelenmektedir. Bölgedeki enerji rekabeti, yalnızca kıyıdaş ülkeler arasında sınırlı kalmayıp, Avrupa Birliği'nin enerji arz güvenliği politikaları çerçevesinde küresel aktörlerin de ilgisini çekmektedir. ABD, Rusya ve Çin gibi büyük güçler, Doğu Akdeniz'deki enerji dinamiklerini yakından takip etmekte ve bu süreçte kendi ekonomik ve stratejik çıkarlarını korumaya yönelik politikalar geliştirmektedir. Türkiye, uzun kıyı şeridi ve enerji kaynakları üzerindeki hak iddiaları çerçevesinde "Mavi Vatan" doktrini doğrultusunda aktif bir dış politika izlemekte ve bölgedeki hidrokarbon faaliyetlerini artırmaktadır. Fatih, Yavuz ve Kanuni sondaj gemileriyle yürütülen arama çalışmaları, Türkiye'nin enerji bağımsızlığına yönelik stratejisini desteklemektedir. Ancak, bu faaliyetler Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile deniz yetki alanları konusunda gerilimleri de beraberinde getirmektedir. Öte yandan, Avrupa Birliği, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni destekleyerek, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını kısıtlamaya yönelik çeşitli yaptırımlar uygulamaktadır. Bununla birlikte, İsrail, Mısır ve İtalya gibi ülkeler, enerji kaynaklarının bölgesel iş birliği çerçevesinde değerlendirilmesine yönelik politikalar geliştirerek, East-Med gibi projeler aracılığıyla Avrupa'nın enerji güvenliğini sağlamayı hedeflemektedir. Türkiye, enerji kaynaklarının adil bir şekilde paylaşımını savunarak, KKTC ile kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşmaları yapmış ve Libya ile deniz yetki alanlarını düzenleyen bir mutabakat zaptı imzalamıştır. Çalışmanın sonuçları, Doğu Akdeniz'de enerji kaynaklarının yalnızca ekonomik bir mesele olmaktan çıkıp, uluslararası siyasetin temel unsurlarından biri haline geldiğini ortaya koymaktadır. Bölgedeki enerji politikalarının geleceği, kıyıdaş ülkeler arasındaki diplomatik ilişkilerin seyrine ve uluslararası hukukun nasıl uygulanacağına bağlı olarak şekillenecektir. Türkiye'nin bölgesel enerji diplomasisinde proaktif bir rol üstlenmesi, enerji güvenliği ve ekonomik istikrar açısından büyük önem taşımaktadır. Sonuç olarak, Doğu Akdeniz'de sürdürülebilir bir enerji paylaşım mekanizması oluşturulabilmesi için diplomatik diyalogların artırılması, hukuki çerçevenin netleştirilmesi ve bölgesel iş birliği olanaklarının geliştirilmesi gerekmektedir.The Eastern Mediterranean has become a focal point of international energy policies in recent years, shaping regional power dynamics and playing a crucial role in global energy security. The hydrocarbon reserves in the region have not only encouraged economic and strategic cooperation among coastal states but have also led to significant disputes over maritime jurisdiction areas. Turkey, Greece, and Italy have adopted different policies in pursuit of their energy security and economic interests, making energy diplomacy a central component of their regional and international relations. This study analyzes the diplomatic, economic, and legal processes that have emerged following the discovery of energy reserves in the Eastern Mediterranean. It examines how Turkey's energy policies are shaped by regional dynamics and evaluates both diplomatic tensions and cooperation opportunities with Greece and Italy. Furthermore, the study explores ongoing disputes over maritime jurisdiction and the distribution of energy resources within the framework of international law, assessing the impact of energy diplomacy on regional security and economic stability. Energy competition in the region extends beyond the coastal states, attracting the attention of global actors such as the European Union, the United States, Russia, and China. These major powers closely monitor the energy dynamics of the Eastern Mediterranean, developing policies to safeguard their economic and strategic interests. Turkey, leveraging its long coastline and territorial claims over energy resources, pursues an assertive foreign policy based on the "Blue Homeland" doctrine and continues its hydrocarbon exploration activities with drilling ships such as Fatih, Yavuz, and Kanuni. However, these efforts have intensified maritime disputes with Greece and the Greek Cypriot Administration. Meanwhile, the European Union supports Greece and the Greek Cypriot Administration by imposing various sanctions to limit Turkey's energy policies in the Eastern Mediterranean. Countries such as Israel, Egypt, and Italy have sought regional energy cooperation through projects like East-Med, aiming to enhance Europe's energy security. In response, Turkey has signed maritime delimitation agreements with the Turkish Republic of Northern Cyprus (TRNC) and a memorandum of understanding with Libya to assert its rights over regional energy resources. The findings of this study reveal that energy resources in the Eastern Mediterranean are not merely an economic issue but have become a fundamental aspect of international politics. The future of regional energy policies will largely depend on the trajectory of diplomatic relations between coastal states and the implementation of international law. Turkey's proactive engagement in regional energy diplomacy is crucial for ensuring energy security and economic stability. Ultimately, establishing a sustainable energy-sharing mechanism in the Eastern Mediterranean will require enhanced diplomatic dialogue, a clearer legal framework, and the development of regional cooperation opportunities.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessDoğu AkdenizEnerji DiplomasisiTürkiyeYunanistanİtalyaDeniz Yetki AlanlarıEnerji GüvenliğiUluslararası HukukEastern MediterraneanEnergy DiplomacyTurkeyGreeceItalyMaritime JurisdictionEnergy SecurityInternational LawDoğu Akdeniz'de enerji diplomasisi: Türkiye, Yunanistan ve İtalya arasında geleceğe yönelik stratejik bir analizEnergy diplomacy in the eastern mediterranean: a strategic analysis of Turkey, Greece, and Italy for the futureMaster Thesis1009496