John Locke ve John Rawls’un kuramlarında adalet düşüncesi: sözleşme ve rasyonalite

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

2019

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Bu makalenin konusu John Locke ve John Rawls’unkuramlarında karşımıza çıkan adalet anlayışlarıdır. Locke klasikliberalizmin kurucu babaları arasında yer alırken, Rawls da geleneğin20. yüzyılda yaşadığı yeniden doğuş ve artan görünürlük ileilişkilendirilen bir isimdir. İncelemede izlenecek yol iki ana eksenetrafında kurgulanmıştır. İlk eksen, adalet kavramını çerçeveleyen genelkuramsal yapıların genel hatlarıyla ortaya çıkarılmasına tekabül eder.İkinci eksen ise adalet fikrinin şekillenmesinde rol oynayan eşitlik,özgürlük, rıza, sözleşme ve rasyonalite kavramlarının tartışmaya dâhiledilmesini gerektirmektedir. Bunlar arasından sözleşme ve rasyonalitetemaları Locke ve Rawls’un adalet anlayışlarının benzeştiği vefarklılaştığı zeminlerin ana unsurları olarak vurgulanacak ve özel birağırlıkla ele alınacaktır. Rawls tartışması düşünürün erken dönemçalışmalarıyla sınırlı olarak yürütülecek ve esas olarak Bir Adalet Teorisiisimli esere yoğunlaşacaktır. Bu tercihin nedeni Rawls’un geç dönemeserlerinde rastlanan kuramsal yön değiştirmenin makalenin kapsamıdışında bırakılmasıdır. Eşitlik ve özgürlük fikirleri her iki düşünürün deadalet kavramsallaştırmaları açısından temel bir başlangıç noktasıteşkil eder ve eşit özgürlük ya da özgürlükte eşitlik olarak tarifedebileceğimiz bir kavram seti olarak tanımlanabilir. Benzer biçimderasyonalite fikri de merkezi bir önem ve işleyişe sahiptir. Hem Lockehem de Rawls için rasyonalite bireyleri tanımlayan bir özellik olmanınyanı sıra, onları sözleşme aracılığıyla adalet arayışına yönlendiren temelbir niteliktir. Bu anlamda adil bir toplumsal yapının inşa edilmesi Lockeaçısından doğal hakların daha güçlü koruması, Rawls içinse toplumsalişbirliğinin sağladığı faydalar açısından rasyonel sayılmaktadır.

The topic of this essay is the concept of justice in the works of John Locke and John Rawls; the former being the foremost figure associated with classical liberalism, and the latter being associated with the liberal renaissance of the 20th century. I approach the subject by way of 1) delineating the theoretical frameworks put forward by the thinkers, and 2) explicating the concept of justice in connection with some adjacent ideas such as equality, freedom, consent, contract, and rationality. I accept the last two items on the list as particularly significant, and deal with them with special emphasis. In the case of Rawls, the discussion is limited to his early works, A Theory of Justice in particular; since his later writing are characterized by a theoretical turn towards incorporating certain elements of communitarian thought. For both Locke and Rawls, the freedom and equality of human beings operates as a foundational assumption. These concepts carry value and significance by themselves, and seem, furthermore, to combine into the notion of equality in liberty. The idea of rationality in this context appear to be a defining feature of the individual on the one hand, and as a capacity motivating the terms of social cooperation on the other. For Locke and Rawls respectively, contracting into a just society falls in line with rationality by virtue of enabling better protection for natural rights or by enabling the individual to enjoy the benefits of fair social cooperation.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

John Locke, John Rawls, Liberalizm, Liberal Adalet Anlayışı, Toplum Sözleşmesi, Bireysel Haklar, Eşitlik, Özgürlük, Rasyonalite, John Locke, John Rawls, Liberalism, Liberal Conception of Justice, Social Contract, Individual Rights, Freedom, Equality, Rationality

Kaynak

Turkish Studies - Social Sciences

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

14

Sayı

4

Künye